Önsöz - Dr. Tamer EREL

Önsöz

Ana Sayfa / Covid - 19 / Önsöz
Önsöz

Değerli Meslektaşlarım,

Aralık 2019 yılında Çin’in Wuhan şehrinden tüm Dünyaya yayılan Korona Virüs Hastalığı, kısaca COVID-19 pandemisi, etkisini Mart 2020 yılında yurdumuzda göstermeye başladı. COVID-19 pandemisi diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de toplumun tüm kesimlerinde ve hayatın çeşitli alanlarında şiddetli olarak hissedildi ve halen de hissediliyor. Özellikle pandemi döneminde sağlık alanında görev yapan öğretim görevlileri, doktorlar, hemşireler ve diğer yardımcı sağlık personeli kardeşlerimiz fedakarca çalıştılar ve maalesef birçok meslektaşımızı da COVID-19 hastalığından kaybettik. Huzurunuzda fedakarca, canları pahasına çalışan ve ebediyete uğurladığımız sağlık çalışanlarımızın aziz hatıraları önünde saygıyla ve minnetle eğilirim. Bu kitabın onlara şükranlarımın bir ifadesi olması, beni mutlu edecek en büyük dileğimdir. Kitabımın ebediyete geçen meslektaşlarımın bu uğurda ortaya koydukları sorumluluk ve görev bilincinin bir devamı olarak kabul edilmesini dilerim.

Eğitimin sürekliliğine inanan bir hekim olarak, bilgi ile donanmış ve akıl ile kanıta dayalı bilgiyi kullanan toplumların COVID-19 pandemi sınavını çok daha az yara alarak ve daha az kayıp ile atlatacağını düşünüyorum. Ancak toplumların bilgiyi edinme ve kullanmadaki etkinlikleri maalesef birçok faktör tarafından etkilenmektedir. Bu faktörlerin neler olabileceğine ayrıca değinmek isterim. Buna rağmen kitabın içindeki bilgilerin bir nebze olsun bu amaca hizmet edeceğini umut ediyorum.

Elinizdeki kitabın, COVID-19 hastalığının özellikle cinsiyet farkını doğuran ve yeni bir birey dünyaya getiren kadınlar lehine olan klinik sonuçlarının nedenlerini incelemeye ve anlamaya yönelik olması, Kadın Hastalıkları ve Doğum hekimleri başta olmak üzere diğer uzmanlık dallarındaki meslektaşlarımın da ilgisini çekebileceğini düşünüyorum. Bu çalışmamız, COVID- 19 ve Kadın Sağlığı ile ilgili tüm konuları ve ayrıntıları kapsadığı iddiasında asla değildir. Okuduğunuz kitapta mutlaka değinmediğimiz konular, eksik kalan noktalar veya şimdiden değişen veya eklenen bilgiler olmuştur. Mevcut bilgilerimizin günümüzdeki verilerin her saniye yenileri ile değiştiği gerçeğini göz önüne alacak olursak, bu kitap içindeki bilgilerin mum ışığı kadar okuyucusunu aydınlatması benim için değerlidir ve görevimi yapmanın huzuru içinde olmamı sağlayacaktır. Asıl değerli olan bu konudaki anlayışınız ve siz meslektaşlarımdan gelen samimi geri bildirimler ve katkılardır. Bu katkılar ve düşünceler, gelecekteki çalışmaların ortaya çıkaracağı bilimsel gerçekler ile birlikte değerlendirilerek kitabın daha sonraki basımları için mükemmel bir kaynak oluşturacaktır.

Bu kitabın benim için bir diğer amacı, içindeki bilinen bilgiler ve bilinmeyenler vasıtasıyla okuyucularını uyarmak sureti ile gelecekteki çalışmalara bir parça olsun ışık tutabilmek, karanlığı aydınlatabilmektir. İnanıyorum ki COVID-19 hastalığı tüm insanlığa yaşattığı karanlık ile aynı zamanda insanlığı aydınlığa çıkaracak fırsatları da beraberinde getirmiştir. Yeter ki bilimsel verileri iyi değerlendirelim, merak edelim, doğru soruları soralım, çalışmadan yorulmayalım ve her şeyden önemlisi doğruları görmek ve iyiyi bulmak için aklımızı kullanalım. Bu bakımdan insanlığın kolektif aklı ve düşüncesi, yine insan olmanın gereği erdemler ile harmanlandığında, bilimsel kanıtlar için gerekli çalışmaların temelini oluşturacak olursa bu kitap görevini yerine getirmiş olacaktır.

COVID-19 pandemisinin insanlığın başta kanser olmak üzere, immünolojik, hormonal, metabolik ve daha birçok hastalığın tedavisinde yeni çığırlar açacağına gönülden inanan bir meslektaşınız olarak, pandemi sonrası geleceğe güzel ama farklı günlerin müjdecisi olarak bakmaya çalışıyorum. Zira evrimsel olarak mikrobiyomlarımız dahil biyolojik, fiziksel ve kimyasal çevremizle birlikte kalıtsal varyasyonumuzu maksimum uyum düzeyine çıkarmak için evrildiğimiz bir zamanın içinden geçtiğimizi düşünüyorum. Sars-CoV-2’nin aslında milyarlarca yıllık biyolojik evrim tarihinin basit bir tekrarı olması düşüncesiyle, genom ve epigenomumuzun, farklı çevresel şartlara uyumunun sağlanmasındaki değişimleri içermesi muhtemeldir. Bu olurken de biyolojimiz ile ilgili temelleri daha yakından anlamak hayranlığımızı arttırmaktadır.

Diğer taraftan biz hekimler hastalarımızın sadece fizik sağlığı ile ilgili değil ama psikolojik, sosyal ve ekonomik bir varlık olarak da tüm sorunları ile ilgilenmek zorunda olduğumuz ve bu konular üzerinde düşündüğümüz için pandemi döneminde hekim olarak hastalarımız ile yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizi ve çıkan dersleri de topluma aktarma gibi bir sorumluluğumuz vardır. Çünkü insanların ölümlerine şahit olduk, insanları iyileştirdik. Yaşam ile ölüm arasındaki sınırı hastalarımız ile birlikte hergün yaşadık yaşıyoruz. Bu nedenle hem buna hakkımız var, hem de bizim görevimiz. Bu bağlamda yaşadığımız ekosistemin önemini kavradığımızı ve bu ekosistem içinde sanki ilgisizmiş gibi görünen her varlığın birbiri ile nasıl ilişkili olduğu açıkça ortaya çıktı. Dijitalleşme, yapay zeka, derin öğrenme ile artık tüm eko sistemin kontrol altına alınacağı ve insanlığın ölümsüzlüğe hazırlandığı bir dönemde 80 nm boyutundaki bir RNA virüsü insanlığa diz çöktürdü. Kapanma döneminde COVID-19 hastaları hastanelerde yalnız yattılar, ölüme giderken de yalnızlardı ve insanlar toprağa verilirken sevdikleri acılarını paylaşamadılar.

Ancak bu olaylar bizlere acıları ve mutlulukları paylaşacak dostlarımızın, sevdiklerimizin ne kadar önemli olduklarını, iş-yol-ev üçgeninden başımızı kaldırarak gerçek değerlerin neler olduğunun farkına varma fırsatını verdi, durup düşündük. Çevremizle sağlıklı ve samimi ilişkilerimizin ne kadar önemli bir ihtiyaç olduğunu, asıl değerlerin niceliksel değil niteliksel olduğunu gösterdi. Dayanışmanın ve erdemlerin önemini yeniden keşfettik. Pandemi aynı zamanda toplumsal eşitsizliğin boyutunu anlama açısından da bir ayna oldu. Sosyal sorumluluklar, görev ve vatandaşlık bilincinin erdemler ile birleştiğinde krizleri önlemede ne kadar önemli olduğunu anladık. Toplumun çeşitli kesimlerinden kimlerin bunlara uyduğunu gözlemledik.

Pandemi esnasında eğitimin önemi kendini çok acımasızca gösterdi. Eğitimin bizzat kendisi sınıfta kaldı. Eğitimin en büyük yararı belirsizliğe karşı toplum organizmasının verdiği cevapta yatmaktadır. Bu eğitimin yetersizliğini insanlık acı tecrübeler ile deneyimledi. Aksine pandemi öncesi dijital çağ enstrümanları ile yeryüzü yaşamında belirsizliğe ve belirsizliğin yönetimine dair tartışılan bir nokta kalmamış görünüyordu. Özelde tıp eğitimi açısından da bakıldığında, disiplinlerin ileri derecede özelleşmesi, bütünün gözden kaçmasını sağladı. Tabii ki sağlık endüstrisinin tüm bileşenlerinin buradaki yönlendirmesi ve krizin derinliğindeki etkisi inkar edilemez. Bu durum bütün resmin görülmesini, dinamizmin kaybolmasını ve sağlıkta paradigma değişikliği yapabilecek bilim insanlarının eğitilememesi sonucunu doğurmuştur. Halbuki böyle bir kriz esnasında insanlık bilim kurulları yerine bu tür eğitim almış insanlara ihtiyaç duymuştur. Ne acıdır ki bu tür insanlar daha çok kendi laboratuvarlarında çalışma yapan özel ve aralarında verimli iş birliği yapan, dayanışma kültürünü bilen kişiler arasından çıkmıştır.

Pandeminin yarattığı bu krizde eğitim bizim aklımızı kullanmamızı sağlayacak iken akıl tutulmamalarını sık sık gördük. Belirsizliğe bir de akıl krizi eklenerek, bilgi zaafı ve yetersizlikleri ile pandeminin boyutları daha da ağırlaştı. Aciliyet mi basiret mi ilkesi akli süzgeçten geçirilmeden eyleme konuldu. Çoğu zaman da beklenilmeyen olaylar sonucunda katastrofiler ile yüzleşmek zorunda kalındı. Belki de ileride yüzleşeceğiz.

Son olarak insanlığın çok dersler çıkaracağı ve gelecekte insanlığın sağlıklı ve esenlik içinde yaşayabilmesi için gereken ip uçlarını COVID-19 hastalığının bizlere verdiğini düşünmekteyim. Eğitimin, sosyal çevrenin, ekolojik dengenin, erdemlerin, gelir adaletsizliğinin ve toplumsal dayanışmanın olduğu güvenli bir dünya dileyerek sizleri saygıyla selamlıyorum.

Prof. Dr. Cemal Tamer EREL

İstanbul, 19 Mayıs 2021

Kitabın tamamına linkten ulaşabilirsiniz.

Covid-19 Hastalığı Ve Kadın Sağlığı


Diğer Yazılar

Covid-19 ve Endometriozis
Covid-19 ve İnfertilite
Covid-19 ve Menopoz