Hamilelik ve Doğum

Ana Sayfa / Hamilelik ve Doğum

Yoksa hamile miyim?

Bu soru, hamilelik beklentisi içinde olan kadınlar için standart bir soru olabilir, ama hamilelik deneyiminin her kadın için farklı olabileceğini gözden kaçırmamak gerekir.

Hamilelik belirtileri ile ilgili tüm detaylar için sayfamızı ziyaret ediniz.

Hamilelik süreci hayatınızın en özel dönemlerinden biridir ve çoğu kadının bu dönemde neler yenmesi gerektiği konusunda kafası karışıktır. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme sadece hamile bir kadının sağlığı için değil, bebeğinin kısa ve uzun vadede sağlıklı bedensel ve zihinsel gelişimi açısından da son derece önemlidir. Bunun için, tüm temel besin gruplarının yer aldığı bir beslenme düzenini benimsemek gerekir. Dikkat edilmesi gereken başlıca husus, beslenme programının anne adayının sağlık geçmişi, yeme alışkanlıkları, yaşına ve boyuna uygun olarak hazırlanması gerektiğidir. Sağlıklı bir hamilelik dönemi için günde ek olarak ortalama 200-300 kalori alınmalıdır. Bu kaloriler protein, meyve, sebze, tam tahıllılar gibi doğal ve organik besin kaynaklarından alınmalıdır. Şekerli besinler mümkün olduğunca doğal kaynaklardan ve az miktarda tüketilmelidir. Alkol ve sigaradan kesinlikle uzak durulmalıdır.

Hem anne adayının hem bebeğin sağlığı ve hamilelik sürecinin ve doğumun sağlıklı bir şekilde gerçekleşebilmesi için mutlaka yapılması gereken testler bulunmaktadır. Bu testlerin bazıları rutin olarak her anne adayı için uygulanırken bazılarını doktorunuz uygun gördüğü takdirde hamileliğin herhangi bir aşamasında talep edebilir.  Burada unutulmaması gereken husus, bazı testlerin sadece belirli hafta dilimlerimde yapılabileceğidir.

Riskli gebeliklerde hem anne adayı hem de bebeği doğum öncesinde, esnasında ve sonrasında yüksek risk altındadır. Bu durum, anne adayının hamilelik öncesinde oluşmuş bir sağlık probleminden kaynaklanabileceği gibi hamilelik esnasında da oluşabilir. Erken ve geç gebelik (18 yaş öncesi ve 35 yaş sonrası doğum yapan kadınlar), yaşam şekli (sigara, alkol kullanımı, anne adayının gebelik öncesi yaşamış olduğu sağlık problemleri (yüksek tansiyon, obezite, diyabet), hamilelik süresince gerçekleşen komplikasyonlar (fetüs anomalileri, bebeğin suyunun anormal düzeyde oluşu), çoğul gebelik (ikiz ve daha fazla sayıda doğum yapacak kadınlar için), hamilelik geçmişi gibi faktörler riskli hamilelik riskini artırabilir.

Tebrikler! Dokuz aylık yoğun bir hamilelik maratonu sonrası doğumun tüm zorluklarını da göğüsleyerek bebeğinize kavuştunuz. Şu an dünyada sizden mutlusu yok. Diğer yandan, doğum sonrası dönemde de hamilelik ve doğum süreçlerinde gösterdiğiniz dikkat ve özeni göstermeniz gerekmektedir. Lohusalık denen doğum sonrası bu dönemde artık bebeğiniz içinizde değil kucağınızda ve bebeğinizin tüm ihtiyaçları öncelikli olarak siz annesine düşüyor.  Lohusalık dönemi doğum gerçekleştikten sonra plasenta ve zarlarının ayrılmasından sonraki 6-8 haftalık dönemi kapsayan dönemdir. Halk arasında kırk küsur gün sürmesine atıfla kırkı çıkmak olarak bilinir.

40 haftalık gebelik sürecinin en heyecanlı safhasına artık hazırsınız. Hem kendi sağlığınız hem de bebeğinizin sağlığı için doğum işlemi ve süreciyle ilgili aklınızda birçok soru bulunması muhtemel ve çok normal. Normal doğum mu, yoksa sezaryen mi? Yakın bir arkadaşınız suda doğum seçeneğinden de bahsedince çok doğal olan doğum bile karmaşık bir hal alıyor. Şimdi rahat bir nefes alın ve aklınızdaki soru işaretlerinin cevaplarını almaya hazır olun.

Düşük gebeliğin 20. hafta öncesinde sonlanmasına denir. Ne yazık ki, oldukça sık karşılaşılan bir durumdan. Her sekiz kadından birinin gebeliği düşükle sonuçlanmaktadır. En önemli belirtisi alt karında meydana gelen kramp ya da kasık ağrısının eşlik edebileceği vajinal kanamadır. Düşüğe neden olabilecek birçok neden olabileceği gibi tek bir neden tespit edilememektedir. Çoğu düşüğün bebekteki kromozomal anomalilerden kaynaklandığı düşünülmektedir.