| Tüp Bebek ve Uygulamaları : En Sık Karşılaşılan Problemler |
|
Prof.Dr.C.Tamer Erel Günümüzde modern yaşamın getirdiği koşullar sonucunda çiftler çocuk sahibi olma zamanını ertelemektedirler. İleri yaşla birlikte üreme kapasitesi de doğal olarak azalmaktadır.Bunun sonucunda da çiftler haklı olarak hızlı ve sağlılıklı bir şekilde çocuk sahibi olmak istemektedirler. Bu aşamada Tüp Bebek ve Uygulamaları bir tedavi alternatifi olarak çiftlere sunulmaktadır. Ancak bu tedavi şeklinin başarısı yüzde yüz değildir. Ayrıca tedavi esnasında bazı problemler ile de karşılaşılabilmektedir. Bu durumda ise gerekli ve doğru bilgilendirilmeyen çiftlerde psikolojik ve sosyoekonomik problemler meydana gelebilmektedir. O halde bir Tüp Bebek siklusunda hangi aşamalar olduğunu bilmek önemlidir. Yine başka önemli bir konu da farklı nedenler ile Tüp Bebek Uygulamaları yapılan çiftlerde görülebilecek problemlerin neler olduğunu bilmek gerekir. Ovulasyon indüksiyonu ile folikül geliştirmede görülen problemler Bunlardan birincisi yumurtalıkları çeşitli hormonlar ile uyarmak ve yumurta hücresinin içinde bulunduğu folikül kistlerinin sayısını arttırmaktır. Bu tedavi esnasında 4 ve fazlasında folikül geliştirmek amaçlanmıştır. Bu hormon tedavisi sonrasında yumurtalıklardan hiç folikül gelişmeyecek olursa veya sayı az olacak olursa Tüp Bebek işlemi ile gebelik şansı azalır. Bu kadınlara da zayıf yanıtlı kadınlar denir. Bu tür kadınların oranı yaklaşık tüm tüp bebek uygulamalarının yaklaşık %10’udur. Bu kadınlara Tüp Bebek tedavisi için hormon injeksiyonlarına başlanır, ancak folikül gelişmez ya da sayısı az olur. Sonucunda da tedavi ertelenir. Tedaviye cevap vermemek yaş ile ilişkili bir olaydır. Genellikle 40 yaş üstü kadınlarda daha sık görülür. Ancak yumurtalıktaki yumurta hücrelerinin sayısı 35 yaşından sonra hızla azalmaktadır. Ayrıca daha önce yumurtalık ile ilgili geçirilmiş operasyonlar, endometriozis hastalığı da bu tedavi esnasında yumurta gelişimini olumsuz etkileyebilen durumlardır. Özellikle günümüzde yoğun birşekilde yaşanan stres ve yoğun sigara içmek de tedavi esnasında folikül gelişmesini engelleyebilen nedenlerdir. Kadınların Tüp Bebek tedavisine arzu edilen şekilde cevap veremeyebileceklerini adetin 3. günü bakılan FSH hormon değeri ile tahmin etmek mümkündür. Bazı tedavi metodları ile daha fazla folikül geliştirilebilinir. Eğer tüm çabalara rağmen folikül gelişmeyecek olursa Tüp Bebek tedavisine son verilir. Bazen de yumurtalıklar Tüp Bebek tedavisi esnasında folikül geliştirmek için verrilen hormonlara aşırı cevap verebilir. Bu durum özellikle yumurtalıkları polikistik over denilen özel bir yapıda olan kadınlarda sık görülür. Bu duruma over hiperstimülasyonu denir. Karın ağrısı, kilo alma, idrara çıkamama, nefes darlığı gibi ciddi durumlara neden olabilir. Bu durumda hastayı hastaneye yatırmak gerekir ve tedaviye son vermek gerekebilir. Yumurta toplanması aşamasında görülen problemler Çok ender olarak görülse de bazen yumurtalıklarda gelişen foliküllerin içinde yumurta hücresi olmayabilir. Bu takdir de foliküllerin aspirasyonu sonucunda yumurta gelmez ve bu durumda Tüp Bebek tedavisi yarım bırakılmış olur. Bu durum ileri yaşlarda daha fazla görülmektedir. Ayrıca bu duruma sebep olan bir diğer önemli nokta bazen hastaların ilaçlarını doğru kullanmamasıdır. Özellikle yumurtanın olgunlaşmasını sağlayan iğnenin yapılmaması veya geç yapılması sonucunda foliküllerden yumurta hücresi çıkmayabilir. Döllenmenin olmaması Tüp Bebek tedavisinde toplanan yumurtalar daha sonra laboratuarda çeşitli işlemlerden sonra döllenmek üzere spremler ile yan yana koyularak (IVF-Tüp Bebek) ya da bir yumurta hücresinin içine bir tek sperm sokularak (ICSI-Mikroinjeksiyon) döllenmesi sağlanır. Ortalama olarak bir Tüp Bebek merkezinde yumurtaların %65-80’i döllenir. Yumurtaları döllenmeyen kadınların daha sonraki denemelerinde de döllenmenin olmaması ihtimali artmıştır. Burada yumurta veya sperm kalitesindeki bozukluklar önemli bir rol oynayabilir. Ayrıca Tüp Bebek laboratuarının kalitesi de döllenmenin olmamasında çok önemli bir faktördür. Bazen bir yumurtayı birden fazla sperm dölleyebilir. Bu durum ise dölenmenin olmaması durumu ile eş değer olarak Tüp Bebek işlemlerini olumsuz etkileyen bir olaydır. Bu embryolar genellikle gelişimine devam edemez ve embryo transferi yapılamaz. Ya da bazen gelişmeye devam eder ve fark edilmez, embryolar transfer edilirse, bazı hastalık durumlarına sebep olabilir. Bazen embryolar döllendiği halde bölünme olmaz ya da bölünme hızında bir yavaşlama söz konusudur. Bu durumda da embryo transferi gerçkleştirilemeyeceği için Tüp Bebek siklusu iptal edilip, tedavi bırakılır. Embryoların dondurulması Tüp Bebek sikluslarının artması ile birlikte, elde edilen ve transferi yapılamayan iyi kalitedeki embryoların dondurulması sıklıkla yapılan bir işlemdir. Bu durumda daha sonraki sikluslarda dondurulan bu embryolar çözündürülerek canlı olanlar tekrar tranfer edilebilir. Bu durum, hastalar açısından hem madddi hem manevi avantajlar getirir. Hastalar iğne tedavisi olmaz, siklus takibi daha kolay ve risksizdir, daha ekonomik bir tedavi planıdır. Ancak başarı oranlarının daha düşük olduğu bilinmelidir.Embryolar çok değişik aşamalarda dondurulabilir. Çözündürüldüklerinde embryoların yaşam oranı %60-70 civarındadır Embryo transferi Embryo transferi Tüp Bebekte başarıyı belirleyen önemli aşamalardan bir tanesidir. Bu aşamada karşılaşılan bazı problemler de şüphesiz istenilen sonuca varmayı engelleyebilecektir. Transfer edilen embryoların sayısı ve kalitesi, endometiyumun (rahim içinin) iyi hazırlanmış olması ve transfer tekniği başarıyı etkileyen önemli faktörlerdir. Transfer esnasında rahime zarar vermeyecek, zorlanmadan yapılan bir transferin başarı şansı yüksektir. Ancak bazen doğuştan ya da daha sonra geçirilen bazı hastalıklar ve ameliyatlar sonucunda rahimde meydana gelebilen değişiklikler transferin zor olmasına sebebiyet verebilir. Transfer esnasında embryo sayısı da başarıyı etkiler. Üç embryo transferi ile başarı bir embryo transferi ile başarıdan daha yüksektir. Genellikle 3 veya 4 embryo transferi yapılır. Ancak birden fazla embryo transferlerinde çoğul gebelik olma şansı da yükselmektedir. Embryo kalitesi de başarıyı etkileyen önemli bir faktördür. İyi kalitede 8 hücreli veya iyi bir blastokist evresindeki embryonun rahime tutunması ve gebelik meydana gelmesi daha olasıdı Embryoların rahime tutunma ve yerleşme evresi Rahim içine koyulan (transfer edilen) her embryo rahimin içini döşeyen, endometriyum denen tabakasına tutunup, yerleşemez. Normal doğal bir siklusta uygun günde yapılan bir cinsel birleşme ile döllenen bir yumurta hücresinin (embryonun) rahime gelip yerleşme oranı yaklaşık %25 civarındadır. Bu oran Tüp Bebek sikluslarında rahime koyulan bir embryonun yerleşmesi için ise %12-16 civarındadır. Bu kadar teknolojik gelişmeye rağmen, bir tek embryonun rahime tutunma oranının Tüp Bebek sikluslarında, doğal siklusların altında olması, halen insanoğlunun tabiatın mükemmelliğinin gerisinde olduğunu göstermektedir. Bu yüzden Tüp Bebek siklusunda folikül geliştirmek için kullanılan hormonların endometriyumu da geliştirmesi ve embryo transfer edildiğinde iyi kalitede gelişmiş bir rahim ile karşılaşması gebelik şansını yükseltmektedir. Bazı durumlarda, bu şansı yükseltmek için embryoları dıştan saran zar çeşitli yöntemler ile delinebilir ve böylece embryoların daha kolay endometriyuma tutnması ve yerleşmesi sağlanabilir. Bazı durumlarda ise yapıştırıcı olarak adlandırılan bazı kimyasallar ile bu sağlanmaya çalışılmaktadır. Ancak bu durumların başarıyı arttıran çok kessin metodlar olmadığı da bilinmelidir. Gebelik sonrasındaki olaylar Düşük oranları Tüp Bebek işlemlerinden sonra bir parça artmaktadır. Bu oran yaklaşık %25 civarındadır. Dış gebelik riski de artmış olup bu risk de yaklaşık %5 civarındadır. Bazen çok nadir de olsa hem dış hem de rahimiçi gebelik birlikte olabilir. Bu durum teşhisde gecikmeye yol açabilir. Tüp Bebek sonucu meydana gelen bebeklerde erken doğum sıklığı artmıştır. Ayrıca bu bebeklerin doğum tartıları da normal yolla olan bebeklerden daha düşüktür. Gebelik ve doğumla ilgili olarak Tüp Bebek ile gebe kalıp doğuranlar arasında, erken doğum, şeker hastalığı, gebelikte tansiyonun yükselmesi, plasentanın erken ayrılması veya önde gelmesi gibi durumlar ile daha sık karşılaşılabilmektedir. Sezaryen oranları da bu grup gebede artmıştır. Bu durumları etkileyen bir diğer faktör ise Tüp Bebek gebelikleri arasında çoğul gebelik oranının yüksek olmasıdır. Tüp Bebek çocukları arasında doğuştan gelen anomali sıklığı, bu yöntem ile doğmayan çocuklar ile kıyaslandığında daha fazla değildir. Şu ana kadar elde edilen bilgiler ışığında, yine bu yöntem ile doğan bebeklerin sonraki dönemlerde sosyal ve mental gelişimleri diğer çocuklardan farklı değildir. |



