Anasayfa Posta Gazatesi
Font resize: Increase SizeDecrease SizeReset font to default
Posta Gazetesi PDF Yazdır e-Posta
Yönetici tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 13 Mayıs 2009 08:59
3 Aralık 2004 çıkarılacak ve Posta gazetesi ile birlikte okuyucusuna
ücretsiz dağıtılacak AVRUPA BİRLİĞİ EK'inde, uzmanı olduğunuz sağlık konusu
da ele alınacaktır. Ek'in amacı Avrupa birliği'ni tanıtmak ve üye olmamız
halinde hayatımızda nelerin değişeceğini kamuya anlatmaktır.
İlginiz ve cevabınız için şimdiden teşekkürler.

Saygılarımla
Olcay GEGEOĞLU



Konu:
17 aralıkta başlaması muhtemel müzakere süreci ve ardından Avrupa birliğine
üye olmamız halinde;

1.Türkiye'nin sağlık politikalarında ne gibi değişikler yaşanacaktır.
2.Basından izlediğimize göre, yurt dışından (bunların içersinde AB üyesi
İngiltere'nin  vatandaşları da dahil) ülkemiz sağlık kuruluşlarına tedavi
olmak amacıyla hasta gelmektedir. Yoksa Türkiye  sağlık hizmetlerinde
Avrupa standartlarını yakaladı mı?
3.Bu konuların dışında sizin farklı görüşleriniz var mı?



Avrupa Birliğine (AB) 17 Aralıkta başlaması muhtemel müzakere sürecinde ve ardından AB üye olmamız halinde Türkiye’nin Sağlık Politikasında da değişiklikler olacaktır. Ancak AB üyesi her ülke kendi sağlık iç politikasını belirleyebilmektedir. Çünkü her ülkenin, sosyal, kültürel, dini ve coğrafi yapısı kendi sağlık politikalarının iç dinamiklerini belirler. Örneğin İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, İtalya gibi birçok diğer AB üyesi ülkelerdeki sağlık politikaları farklıdır. Diğer taraftan da sağlık işlemlerinde AB üyesi ülkeler arasında belli bir standardizasyonun sağlanması da gereklidir. Bu durum AB üyesi ülkelerin insana ve onun sağlığına verdikleri önemden kaynaklanmaktadır. Başlıca bazı düzenlemeler ve değişiklikler gereken alanların tespiti ise şu andaki yasalara ve toplumun çoğunluğunun ihtiyaçlarını tespit ederek, ülke çıkarlarını ve şartlarını göz önünde bulundurarak yapmak lazımdır.Gerçekten de örneğin birlik üyesi bazı ülkelerde sağlık ile ilgili olarak hastalık, tetkik ve ilaç masraflarının karşılanması konusunda bir birlik yoktur. Aynı zamanda birlik üyesi bazı ülkelerde sağlık harcamaları devlet tarafından karşılanırken, bazılarında sigorta sistemi, bazılarında ise kısmen devlet kısmen sigorta şirketleri karşılamaktadır.


Türkiye’de ise sağlık ile ilgili düzenlemelerin çoğu, Cumhuriyetimizin ilk yıllarında (1933 yılında) çıkan kanunlara ve daha sonra bunların ihtiyaçlara göre basit düzenlemelerine dayanmaktadır. Bu düzenlemeler genellikle günü kurtaran bir mantıkla yapılış olup, radikal değişiklikler değildir. Günümüzde de toplumun büyük kesimlerinin ihtiyaçlarına cevap vermemektedir. AB ile sağlık alanında olası düzenlemeler bazı iyileştirmeler getirebilir. Ancak unutulmamalıdır ki sağlık yatırımları pahalı, ileri teknoloji ve yüksek bilgi gerektiren yatırımlardır. Bu değişikliklerin bir anda hepsinin olmasını beklemek gerçekçi değildir. AB’nin ilk etapta Türkiye’ye sağlık konusunda var olan veya atıl olan personel, hastane, donanım ve aletlerin yönetimi konularının kanunlar ile yeniden düzenlenmesinde, devletin veya sigortaların sağlık ile ilgili giderlerin nasıl düzenleneceği konularında model açısından yardımı olabilir. O halde Türkiye için beklenilen değişiklikleri şu şekilde özetlemek mümkündür:


1-Özellikle sağlıkta koruyucu hekimlik, acil hekimlik ve uzman hekimlik alanlarında, gerek personel, gerek altyapı ve gerekse donanım ve aletler ile ilgili olarak bazı düzenlemeler yapılması ve uygun politikaların saptanması gerekir.


Koruyucu hekimlik yüksek gideri olan bir hekimliktir. Çünkü koruyucu hekimlik kara, hava ve su ile ilgili alanlarda yapılması gerekir. Birinci planda çevre sağlığını ilgilendirir. Sağlıklı şehircilik ve tarımsal alt yapıyı gerektirir. Konu ile ilgili olarak örneğin sağlıklı kanalizasyon, içme suyu, yol, hava kirliliği, deniz kirliliği, ormanların korunması gibi insan sağlığını direk olarak ilgilendiren birçok alanda kanuni düzenlemelerin yapılması ve bunları gerçekleştirecek mali alt yapının olması gerekecektir. Yine koruyucu hekimlik ile ilgili olarak gıda sektörü ile ilgili bir kanunda, sanayinin çevreye verdiği kirliliği önlemek amacı ile yine birçok alanda kanuni düzenlemelerin olması gerekecektir. Örneğin pek çok besin üreticisinin imalathanesinin düzeltilmesi, standartlara uymayanların ise kapatılması gerekecektir. Pazardan peynir vb. açıkta gıda maddesi satmak ve almak mümkün olmayacaktır. Göz göre göre duman saçan araçlar trafikte dolaşamayacaktır. Şu anda da bu bahsettiğimiz konularda yeterli düzenlemelerimiz vardır. Ancak bunların işlerlik kazanması ve denetimi sağlanacaktır.


Yine ülkemize özgü, ağırlıklı bir sorun olarak deprem politikası ve onun uzantısı olarak koruyucu sağlıkla ilgili olarak muhakkak düzenlemeler yapılması gerekecektir. Türkiye’de sağlıklı bir deprem politikası yoktur. İnsan sağlığını bu kadar yakından ilgilendiren bir doğal afetin sağlıkla ilgili önlemlerin ve yapılacaklarının düzenlenmesi önemlidir. Deprem ile ilgili sağlık personelinin eğitimi, sayısının arttırılması, gerekli alet ve techizatın sağlanması, alt yapıya önem verilmesi ancak ciddi bir mali yapıyı ve kanuni düzenlemeyi gerektirecektir.


Ülkemiz doğurganlık hızı yüksek ve genç bir nüfusa sahiptir. Bebek ölüm hızı bugün için geçmişle kıyaslandığında oldukça azalmış olmasına rağmen bu gün için AB ülkelerinin gerisindedir. Dolayısı ile bu konudaki önlemlerde yine AB standardizasyonuna ulaşmak için personel, hastane, techizat ve aletler konusunda kanuni ve mali alt yapının sağlanması gerekecektir.


Birçok farklı nedenlerin bir sonucu (eğitim yetersizliği, hukuki yetersizlik, denetim yetersizliği, otoyollar gibi alt yapı yetersizliği gibi) olarak ülkemizde meydana gelen ve birçok AB ülkelerinden daha fazla olan trafik kazaları, insanımızın sağlığını önemli ölçüde kötü yönde etkilemektedir. Bu sorun ile ilgili sağlık politikalarının ve özellikle acil hekimlik ile ilgili düzenlemelerin yapılması, diğer alanlarda yapılacak değişiklikler ile birlikte çok olumlu sonuçları olacaktır.


2-Sağlık sigorta sistemlerinde düzenlemeler ve uzun dönemli politikaların saptanması gerekir. Sağlık maliyeti fazla olan bir konudur. Sağlık sigorta şirketlerinin yapıları, çalışma alanlarının sınırları ihtiyaçlara cevap verecek nitelikte yeniden belirlenmeli, ve gerekli düzenlemeler AB müktesebatına uygun hale getrilmelidir. Sağlık sigorta şirketleri bu gün için bazı hastalıkları ve bununla ilgili harcamaları kapsam dışı tutmaktadırlar. Bir çok AB üyesi ülkede de durum farklı değildir. Ancak sigortacılığın daha yüksek kalitede bir hizmet verebilmesi için hizmet alanlarını genişletmesi, çeşitlendirmesi AB üyesi diğer ülkelerde de geçerliliği, diğer AB üyesi sigortacılığın Türkiye’de geçerliliği konularında düzenlemelerin yapılması ve bu yapının sağlanması için de gerekli mali desteğin olması gerekir. Sadece hastaların sigortası değil, hasta ve doktoru karşılıklı koruyacak bir sigorta sisteminin de olması gerekecektir. Ancak bunlar AB üyesi her ülkede, o ülkenin koşullarına uygun farklı şekillerde düzenlenebilmektedir.

Hasta hakları ön plana geçecektir. Hastaların hastalıkları hakkında bilgi edinme hakkı ve teşhis ve tedaviyi kabul etme ve red etme hakları olacaktır. Tedavi olacaksa da onay vermesi gerekecektir. Bu konuda Helsinki insan hakları bildirgesi kaynak olacaktır. Aynı şekilde acil olmayan hastalar konusunda da doktorların hasta seçme hakkı ve hastaya karşı hukuki haklarında bazı yenilikler ve standartlar getirilecektir.


3-İlaç sanayi ve ilaç politikalarının geliştirilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekir. Günümüzde ülkemizde ilaç politikalarında yapıla gelen birçok yanlışlıklar vardır. Buna bağlı olarak da hem insanlarımızın sağlığı tehdit altındadır, hem de çok büyük ekonomik kayba neden olmaktadır. Örneğin kişiden başlayacak olursak, komşu ya da başka bir kişinin tavsiyesi ile yanlış ilaç kullanımı ülkemizde çok yaygındır. İlaçların dozları ve kullanım süreleri yeterli olmalıdır. Eksik ya da fazla kullanılmamalıdır. Bu politikalarda yapılacak düzenlemeler ile ekonomik açıdan bir kayıp önlenebilir. Örneğin bazı AB üyesi ülkelerde bugün ilaçlar, sayı ile hastanın kendisine eczacı tarafından verilmektedir. Ancak bunlar o ülkenin kendi tercihleridir.


İlaçların çoğunun hammadesi ithaldir. Bunların ambalajlanması ülkemizde yapılmaktadır. Bazı ilaçlar ambajlı şekilde yurtdışından gelmektedir. Bazıları ise tamamen yerlidir. Bu ilaçlar arasında her bir tablet veya ampuldeki etkin ilaç dozu, sayısı aynı olmalıdır. Bu gün için orjinal ilaçlar ile taklit ilaçlar arasında önemli bir fiyat farkı vardır. Orjinal ilaçlara göre taklit ilaçlar daha ucuzdur. Muhtemelen bazı ilaçlarda fiyat artışları olabilecektir. Orjinal ilaçda bu ilacın bulunması, denenmesi ve piyasaya sürülmesinene kadar geçen süre içinde yapılan harcamalar fiyatı yükseltmektedir. Taklit ilaçlarda ise bu harcamalar olmayacağı için daha ucuz olmaktadır. AB ile birlikte bu konularda bazı düzenlemelerin olması kaçınılmaz olacaktır.


Diğer bir konuda yeni bir ilacın Türkiye’de kullanılması için Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılması gerekmektedir. Bu aşamada da çok farklı sorunlar ile karşılaşılmaktadır. AB ülkelerinde kullanımda olan ilaçlar ile ilgili ruhsatlamanın düzenlenmesi ve denetlenmesinde bir standardizasyon getirilecektir.


Bir ilacın kullanıma verilmesi için fabrika-depo-eczane dağıtımında olabilecek sorunları alt düzeye indirgeyebilecek düzenlemelerin ve AB standartlarının getirilmesidir. Bunların ise tümü bir ilacın fiyatına etki edecek (belirleyecek) faktörlerdir.


İlaç konusundaki AB standardını yakalamak amacı ile yapılacak düzenlemeler hiç kuşku yok ki daha sağlıklı bir toplum yaratamak ve ilaç maliyetini azaltmaya yönelik olacaktır.


4-Sağlıkta donanım ve alet politikalarının belirlenmesi gerekir. Sağlık sektöründe özellikle hastalıkların teşhis ve tedavisinde gerekli olan birçok alet ileri teknoloji ile üretilmiş ve maliyeti yüksek aletlerdir. Bunların, hastalıkların teşhis ya da tedavisinde daha verimli kullanılması ve maliyetlerin düşürülmesi yönünde bazı düzenlemeler ile birlikte standardizasyon sağlanacaktır.


Bu aletlerin şu andaki maliyetleri çok yüksektir. Bu maliyetlerde bazı azalmalar olabilir.


5-Üniversite hastaneleri, Devlet hastaneleri, Sigorta hastaneleri, Özel hastaneleri düzenleyen politikaların geliştirilmesi gerekir.


Günümüzde sağlık işlerimiz birçok farklı yapıdaki hastanelerde yürütülmeye çalışılmaktadır. Sağlık sektöründeki hastanelerin çalışma amaçları çok farklıdır. Buna bağlı olarak da hastanelerin yönetim yapılanmaları tamamen farklıdır. Böylece verdikleri hizmet çeşitliliği ve kalitesi de çok farklıdır. Çoğunda önemli alt yapı ve personel eksiklikleri bulunmaktadır. Hastaneler arasında bir standardizasyonunun sağlanması ve bunun AB üyesi ülkeler seviyesine çıkarılması gerekmektedir. Bunlar arasında bir uyumun olduğunu söylemek oldukça zordur. Bu uyumu sağlamak için bazı hastaneleri tek elde toplamak, alt yapı ve idari yapılarını ve görev-yetki alanlarının standartlarının belirlenmesi ve AB üyesi ülkeler ile de uyumlu hale getirilmesi gerekecektir.


6-Sağlık personel politikalarının belirlenmesi, ihtiyaçların belirlenmesi ve sürekli eğitim politikalarını geliştirilmesi ve standardizasyonun sağlanması gerekecektir. Bu konuda da Türkiye’nin kendi yapısına uygun ihtiyaçlarının ve amacının belirlenmesi ve uygun önlemlerin AB üyesi ülkelerdeki standardizasyona dayalı olarak bunları düzenlemesi gerekecektir. Örneğin, pratisyen doktor, uzman doktor, diş hekimi, eczacı, hemşire, ebe, ameliyat hemşiresi, tıbbi sekreter, hastane yöneticisi, laboratuar personeli, tıbbi alet mühendisleri gibi birçok alanda ihtiyaçların belirlenmesi ve standardizasyonu gerekecektir. Ayrıca sağlık personelinin mali ihtiyaçları için de önemli bir kaynağa ihtiyaç vardır. Sağlık personelinin ücret politikası, çalışma saatleri ve nöbetleri standart hale getirilecektir. Özellikle hekimler için çalışma sürelerine üst sınır getirilecektir. Böylece sağlık hizmetleri daha sağlıklı olacaktır ancak daha pahalı olacaktır.


Sağlık personelinin sürekli olarak, değişen bilgi ve teknoloji ışığında yenilenmesi ise ancak sürekli eğitim ile olur. Bu eğitimin devamının nasıl ve hangi kurumlar ile sağlanacağı, standartlarının neler olacağı belirlenmesi gerekecektir.


Ayrıca tıp alanında yeni biyolojik ve teknolojik araştırmaların politikalarının Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre belirlenmesi ve AB üyesi ülkeler standardizasyonuna getirilmesi için gerekli mali ve alt yapı düzenlemelerinin yapılması zorunlu olacaktır.


Sağlık alanında sivil toplum kuruluşlarının ve çeşitli derneklerin amaçlarının, mali ve idari yapılarının, denetimlerinin AB kriterlerine uygun hale getirilmesi için gereken düzenlemeler yapılacaktır.


Tüm bu alanlarda yapılacak düzenlemeler sonucunda amaç Türk vatandaşına ve AB üyesi diğer ülke vatandaşlarına daha kaliteli sağlık hizmeti vermektir. Bunun sonucunda sağlık hizmetinin maliyeti nasıl etkilenebileceğini şimdiden kestirmek zor olsa da maliyetlerin artabileceğini söylemek sanırım yanlış olmaz.